Koca bir yalandı: Aldatmacanın ta kendisiydi fotoğraflar. Gerçek hayatın aksini yansıtmak ister gibiydi. O gün nasıl olursa olsun, en parlak şekliyle yansıtıyordu.
O karenin içindekileri tanıyamıyorsunuz bir an. Hepsi rol yapmış; gerçekten olanca şeklinde uzaklaşmışlar. Elinde fotoğraf makinası olan birini gördük mü sıyrılıveriyoruz kişilik dedeğimiz zırhtan. Bakmışsınız ki samimi olmadığınız kişi o an yanınızda bitivermiş sarmaş dolaş. Fotoğraf çekildikten sonra ortalarda yok… Bir de anlamsız şakalar yaparlar normalde bu kadar cesaretli olmayanlar. Şarkılara bile konu olmuş sahteliği: Nasıl da gülmüşüm resimlerdeki gibi.
Gülüşler, bütün güzel anlar o karelerde kalmış, hapsolmuş gibidir. Sonrasında eser kalmaz o halinizden. Fotoğraf başka, siz başka olmuşsunuzdur. Bir kenara itilmiş, arada bir bakılmayı bekler anı sanıp kandığınız parlak kağıtlar. Hoş; bilirsiniz asıl yüzünü, o yüzden unutulmuştur ya. Bazen de özlemleri giderir ya da biz öyle sanarız. Her zaman, yanınızda görmek istediğinizin fotoğrafı yanıbaşınızdadır, kendisinden daha yakındır. Çerçeveler onunla renklenmiş, mekan onunla aydınlanmıştır. Karşınızda durmuş sizi dinliyormuş gibi konuşursunuz onunla; bir an dile gelecek gibi hissedersiniz.
Cevap veremez ama…. İçiniz burkulur bir an. Alıp başını gider hayalleriniz. Fotoğraflarla gerçekler bağdaşsa mutlu olacağınızı bilirsiniz. Halbuki alakası yoktur. Fotoğraflar başka siz başkasınızdır. Belki de gerçekleri fotoğraflarla kapatmaya çalışmışsınızdır. Onlara bakarken kendinize hayransınızdır. Aynalarla barışık olmasanız da ne kadar seversiniz fotoğraflarınızı. Onları bırakıp kendinizi sevmeye ne zaman başlayacaksınız? Aynaya bakıp gururla “Bu benim” demeye? Gözlerinizdeki duyguları tek tek görmeye ve de…?
Betül FIRAT

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder