BAĞLANTILAR
haberhan.com
GÜNDEM
Haberin Kaynağı
Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe
DUSUNMEYI OGRENME NEDIR FAYDALARI YARARLARI YOLLARI TAVSIYELER ONERILER
İnsanlar genellikle ellerinde bulunan düşünme yeteneklerinden memnundurlar. Bu nedenle onu geliştirmeyi pek düşünmezler. Bunu aşmak için,önce sistematik düşünür olmaya niyet etmek gerekir.Niyet ilk adımdır. Bu hem kolay hem de zordur. Ama bunu yapanlar her zaman başarılı olurlar...
Bunu istemek henüz doğru düşünebilir olmadığımızı kabul etmek anlamına gelir. Doğru düşünme becerileri kazanmak gerçekten önemlidir. Ancak bundan daha önemlisi, düşünme becerilerini geliştirme fikrine sahip olmak gerekir. Bu bir- öz imajdır.Uygulama becerisidir.
Kendimizi, genç ya da ihtiyar, kadın ya da erkek ayrımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden, her gün,her an eğitip, sürekli geliştirmeliyiz.
Etiketler : düşünmeyi nasıl öğreniriz, Düşünmeyi öğrenmek nedir ?, İnsanlar niçin düşünmeyi öğrenmek istemez
DOGUM SONRASI GORULEN DEPRESYONLARDAN KURTULMA YOLLARI CARESI COZUMLERI TAVSIYELER ONERILER
DOĞUM SONRASI DEPRESYONU
DOĞUM SONRASI DEPRESYON
Depresyon üst başlığı altında ele alınan hastalıklar içinde belki de en fazla gözden kaçanı doğum sonrası depresyondur. Ancak doğum sonrası depresyonu normal doğum yapan kadınların yarısından fazlasında görülen annelik hüznü ile karıştırılmamalıdır. İkisi farklıdır ve birbirinden farklı iki durumu ifade eder.
Doğum sonrası psikolojik sorunlar
ANNELİK HÜZNÜ
Doğumdan sonraki ilk hafta içinde görülen, annelerin kendilerini biraz mutsuz, şaşkın ve sersem hissettikleri fakat zihinsel işlevlerinin normal olduğu bir durumdur. Doğumdan sonraki 3.ve 4. gün bu belirtilerin en şiddetli olduğu zamandır. Normal bir çocuk doğuran annelerin yarısı ile üçte ikisi arasındaki bir çoğunluğu bu durumu yaşar.(Normal geçmeyen, sorunlu, komplikasyonlu gebeliklerde ve doğumlarda bu olumsuz duyguların daha somut nedenlerinin olmasından dolayı daha farklı değerlendirilmesi gerekir.) Bir başka deyişle annelik hüznü doğum komplikasyonu (olumsuz ve istenmeyen gelişme) veya anestezi etkisine bağlı değildir.
Annelik hüznü yaşayan kadınlarda çoğunlukla gebeliğin son 3 ayında anksiyete (sıkıntı) ve depresyon yakınmaları gözlenir ve bu annelerde aybaşı gerginliği, doğum korkusu ve kötü sosyal koşullar daha sık görülür.
Tedavi gerekmez, birkaç gün içinde kendiliğinden düzelir. Bu durum en çok ilk gebelikte görülür.
DOĞUM SONRASI DEPRESYONU (POSTPARTUM DEPRESYON)
Doğuran kadınların yaklaşık %10-15'inde görülür (Bizim İstanbul’da yaptığımız bir çalışmada %16 oranında doğum sonrası depresyonu saptadık). Genellikle loğusalığın ilk iki haftası içinde başlar. Bu dönemde kadınlar üzüntülü,sıkıntılı,ağlamaya hazır görünür. Mutsuzluk, bitkinlik, neşesizlik, isteksizlik, hayattan zevk alamama ilgisizlik gibi yakınmaları olan annelerin bebeğin bakımı için gereken yoğun uğraş ve uykusuzluğa da maruz kalmaları durumu ağırlaştırır. Bu duygusal karmaşanın bir çok nedeni vardır: gebelik sonuna doğru çok yükselmiş bulunan östrojen ve progesteron hormonlarının doğumdan sonra birdenbire hızla azalması,yine adrenal steroidlerin (böbreküstü bezinin salgıladığı bir hormon) birdenbire azalması gibi daha çok hormonal nedenler yanında doğum olayının başlı başına oluşturduğu stres ve annelik rolünün getireceği yeni sorumlulukların bilincinde olma bunların başlıcalarıdır.
Aynı dönem erkek (baba) için de benzer duygular oluşturabilir. Sorumlulukların artışı,cinsel beraberlik imkanının bir süre kısıtlanması,eşinin ilgisinin kendi üzerinden doğacak çocuğa kayacağı kaygısı ve iyi gitmeyen evliliklerde çocuğun ayrılmayı zorlaştıracak yeni bir bağ olması gibi faktörler babada tedirginlik ve stres oluşturabilir.
Daha önce bir psikiyatrik hastalık geçirmiş olma veya halen stres verici bir yaşam olayını yaşıyor olma durumu olumsuz etkileyen etmenlerdendir. Doğum sonrası depresyonunu olumsuz etkileyen diğer etmenler arasında genç yaşta anne olma,erken dönemde ortaya çıkan annelik hüznü,kötü evlilik ilişkisi (ayrılmayı zorlaştıran yeni bir bağın oluşumu nedeniyle),sosyal destek yokluğu (vb.) sayılabilir.Doğum sonrası depresyonları çoğu zaman diğer depresyon ataklarına kıyasla hem daha ciddi seyretmekte hem daha sık tekrarlama eğiliminde olmaktadır. Başlangıç zamanının (doğum) bilinmesi nedeniyle de tedavi açısından fırsat tanımaktadır. Doğumdan hemen sonra tedaviye başlanan hastalarda daha çabuk ve daha kesin bir iyileşme elde edilebilmektedir.
Doğum sonrası depresyonun anne-bebek ilişkisini bozarak bebeğin psikolojik gelişimi üzerinde olumsuz etki bırakabileceği de unutulmamalıdır.
Her bin doğumdan 1-2'sinde ise yoğun depresyon (çökkünlük) duygusuna eşlik eden intihar fikirleri olabilir. Bazı ciddi depresyon vakalarında ise halüsinasyonlar(varsanı) ve hezeyanlar(sanrı) hatta bebeğini öldürme düşünceleri gibi psikotik belirtiler görülebilir.
Tedavide psikolojik ve sosyal destek ilaç tedavisi kadar önemlidir. Bütün bunlar göz önünde bulundurularak bu dönemde eşler birbirlerine karşı hoşgörülü ve toleranslı olmalı,özellikle annenin içinde bulunduğu nazik durum çevre tarafından özellikle de eşi tarafından desteklenerek atlatılmalı,gerek duyulduğunda bir psikiyatriste başvurmaktan çekinilmemelidir.
Psikiyatr Dr. Gıyasettin Ekici
Psikiyatr Dr. Gıyasettin Ekici
JFK HOSPİTAL-BAHÇELİEVLER
Tel:0212 441 41 42
Etiketler:
Anne-Bebek,
Çocuk,
Çocuk Sağlığı,
Faydalı Bilgiler,
Gündem,
Haber,
Kadın,
Psikoloji,
Sağlık
Salı
COCUKLARDA DISIPLIN OLUSUMU UYGULANISI VE SIDDET UYGULAMALARI YAPILAN YANLISLIKLAR TOKAT DAYAK DURUMLARI
Çocuk Disiplini ve Tokat
Sevgiye bağlı ilişkide atılan küçük bir tokadın zarar verme olasılığı çok düşüktür. Hatta çocuğa, özgürlüğünün sınırlarını anımsatmak açısından yararlı olduğu bile söylenebilir. Ama her kızıldığında çocuğu dövmenin hiçbir yararı yoktur. Tokat olağandışı olma özelliğini yitirirse, yönlendirici özelliği de ortadan kalkar. Üstelik sık dövülen çocuğun kesinlikle yapılmaması gerekenlerle, biraz rahatsız edici davranışlar arasındaki farkı kavrama olanağı da kalmayacaktır.
Neden Disiplin?
Çocukların güvenliği ve duygusal gelişimleri için sınırlamalar gereklidir. Anne-babalarının güçlü olduklarını, her işin üstesinden gelebileceklerini bilmeleri iyidir. Ama aşırıya kaçmayan bir disiplin, yol göstermede yeterlidir. Çoğu çocuk, büyüklerden gelen her isteğe, hatta yumuşak önerilere bile kararlı ”hayır” larla tepki verdiği olumsuz bir dönemden geçer.
Çocuğunuz, söylediklerinizde kararlı olduğunuzu bilirse ve hareketleriniz genellikle tutarlıysa, disiplininizi güçlendirmek için dayağın kaçınılmaz olacağı durumlarla çok ender karşılaşırsınız.
Sürekli dövülen ve azarlana çocuk, anne-babanın otoritesine karşı saygısını yitirir. Anne-babasından güçlü olduğunu hissedip, kolayca tepki alacağını kestirince, sık sık onları rahatsız etmekten büyük haz duyabilir. Ya da anne-babasını bir türlü hoşnut edemediği için üzülür korkak ve çekingen olur.
Bebekler
Bebeklere sert davranmanın hem hiç anlamı yoktur, hem de çok tehlikelidir. En küçük bir darbe bile dengesini bozarak düşüp yaralanmasına neden olabilir. Bebeği sarsmak da çok tehlikelidir. Beynin kafatasına çarpması sonucu beyin hasarları ortaya çıkabilir.
Fiziksel ceza bebeği korkutup şaşırtır. Daha ne anlama geldiğini bile öğrenmeden ”iyi” ve ”uslu” olmasını bekleyemezsiniz. Bebeğin bildiği tek şey, bazı gereksinimlerinin olduğu ve ancak ağlayarak bunları size anlatabileceğidir. Onu sakinleştirmek, rahatlatmak ve gereksinimlerini karşılamak yalnızca sizin elinizdedir. Ama bazen anne-baba onu rahatlatmakta ya da sıkıntısının nedenini anlamakta çaresiz kalır.Bu durum, özellikle anne-baba yorgun, üzgün ya da sıkıntılı olduğu zamanlarda görülür. Anne-babanın gerginliği arttıkça, bebek de huzursuzlaşır.Böyle zamanlarda, en sevecen anne-babanın bile içinden bebeği tartaklamak geçebilir. Ancak ne kadar sinirli olursanız olun, öfkenizi bastırmayı bilmeniz gerekir.
Emekleme ve Yeni Yürüme Çağı
Emekleyen ya da yeni yürümeye başlayan çocuklar da yaramazlığın anlamını bilmeyecek kadar küçük sayılırlar, ama bazı anne-babalar eline vurmanın, çocukları tehlikeli şeyler yapmaktan alıkoyacağını düşünürler. Bu tür dayağın amacı cezalandırmak değil, eğitmektir. Sözgelimi, çocuk elektrik prizine uzandığında, pencereye tırmandığında ya da caddeye fırladığında atacağınız tokat ”hayır”ınızı pekiştirecektir. Tokatların, yalnız bu amaç için etki yapması bekleniyorsa, sık başvurulabilecek bir yöntem olmaması gerektiği tartışma götürmez. Sütünü döktüğü için tokatlanan çocuk, gerçek bir tehlike durumunda atılan tokadı ciddiye almayacaktır.
Okul Öncesi Çağı
Üç yaş dolayındaki çocuklar, öteki çocuklarla birlikte oynamaktan hoşlanmaya başlarlar, ama henüz oyuncaklarını paylaşmaları ve sıralarını beklemeyi bilmeleri beklenemez. Bazı anne-babalar, çocukları, başka bir çocuğun canını yaktığında, ona bir tokat atmanın doğru olduğunu düşünürler. Çocuğun bu hareketinin onaylanmadığını göstermek ve onun da canını acıtarak zorba davranışların hoş olmadığını anlatmak isterler. Bazıları ise çocuğa vurmakla, saldırganlığın onaylanabilir olduğunun gösterildiğini ileri sürerler. Çocuğunuz sürekli başka çocukların canını acıtıyorsa, en iyisi ona yeterli ilgi gösterip göstermediğinizi ve enerjisini harcaması için yeterli olanağı sağlayıp sağlamadığınızı gözden geçirmenizdir.
Kuşkusuz herşeyin üst üste geldiği günler de olur. Böyle bir durumda çoğu kişi denetimini yitirip, olmadık yere çocuğunu hırpalar. Eğer sert vurmadıysanız, suçluluk duygusuna kapılmanız gerekmez. Aslında tokadı anlamak, çocuk için, sizin karmaşık duygularınıza akıl erdirmekten çok daha kolaydır. Ama aşırıya kaçtığınızı düşünüyorsanız, daha sonra özür dilememeniz için hiçbir neden yoktur.
Etiketler: çekingen çocuk, çocuk disiplini, çocuk dövmek, çocuklara tokat atmak, çocukların gelişimi, çocukların psikolojik gelişimi, ürkek çocuk
Etiketler:
Anne-Bebek,
Çocuk,
Çocuk Sağlığı,
Faydalı Bilgiler,
Psikoloji
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


