Polemik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Polemik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı

EUROVISION 2010'DA RUSVET SKANDALI


Eurovision’da rüşvet skandalı
Eurovision’da rüşvet skandalı
2010 Eurovision şarkı yarışmasınde rüşvet iddiası
Rus siteleri, 2010 Eurovision şarkı yarışmasına rüşvet karıştırıldığını iddia etti.

29 Mayıs 2010 tarihinde Norveç’in başkenti Oslo’da gerçekleştirilecek olan Eurovision yarışmasının finaline rüşvet mi karıştı?

Rus sitelerinde dolaşan söylentiler
Daha önce Eurovision sitesi onikipuan.com’un ortaya attığı “Birinci şimdiden belli, çünkü EBU son yıllarda yüksek bedel karşılığı birinciyi final gecesinden önce seçiyor” iddiasının bir benzeri şimdi de Rus sitelerinde dolaşıyor.

Ruslar, petrol zengini Azerbaycan’ın büyük paralar karşılığında birinciliği garantilediğini iddia ediyor.

İddia, Rus sitelerinde karikatürize edilmeye başlandı. 2008’deki Dima Bilan zaferinin Rus mafyasının müdahalesiyle elde edildiğini kabullenen Ruslar, bu yüzden Azeri mafyasına gönderme yapmaktan çekinmiyor.

İddia, bu yıl yarışmada Azerbaycan’ı temsil edecek olan Safura’nın da Dima Bilan’ın izinden yürüdüğü yönünde...

Çarşamba

KAD KRITIK ANALITIK DUSUNMEK NEDIR TARIFI ANLAMI TANIMI VE YOLLARI YONTEMLERI NELERDIR? FAYDALARI YARARI NEDIR?



…Kritik – analetik düşünmek; bir konuyu, sorunu ya da problemi alt başlıklara ayrıştırıp tümdengelimle ve her bir başlığı ayrı ayrı irdeleyip eleştirerek ve her biri arasındaki bağlantıları gerçekçi kanıtlarıyla ortaya koyarak, yani tüme varımla düşünmek ve değerlendirmekrir.

Kritik -Analitik Düşünme becerisine sahip olan kişi;

Kendimizi, genç ya da ihtiyar,kadın ya da erkek ayrımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden, her gün, her an eğitip,sürekli geliştirmeliyiz.

* Yeni fikirlere açıktır.
* Hakkında bilgi sahibi olmadığı bir konuda yorum yapmaz.
* Bir konu hakkında daha fazla bigiye ihtiyacı olduğunu da bilir.
* Gerçek olanla ‘gerçek olabilecek’ arasındaki ayrımı görebilir.
* Cümlelerin anlam taşıyan birer kurgu olduğunu,aynı kelimelerin farklı anlamlar taşıyabileceğini bilir.
* Kendi gerekçelerinde büyük ve yaygın hatalardan kaçınır.
* Gerçeği anlayana kadarsoru sorar.
* Matematiksel düşünceyle duygusal düşünceyi bir birinden ayrımını yapar.
* Diger insanları doğru anlayacak ve kendini başkalarına doğru anlatabilecek kelime hazine sahip olması gerektiğini bilmelidir.

Etiketler : Düşünme becerisi geliştirme yöntemleri, Kritik -analitik düşünme yeteneği nasıl elde edilir, Kritik analitik düşünme becerisi nasıl kazanılır

ISLAMI OLCULER ICINDE ENISTE YEGEN BALDIZ ILISKISI NASIL OLMALIDIR YORUMLAR GORUSLER NELERDIR?



İslami ölçüler dahilinde enişte-yeğen ilişkisi enişte-baldız mesabesinden midir?

SORU:
İslami ölçüler dahilinde enişte-yeğen ilişkisi enişte-baldız mesabesinden midir?

Cevap


Teyze ve halanın eşi, ablanın eşi ile aynı konumdadır

“Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, sizi emziren (süt) anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, kadınlarınızın anneleri ve kendileriyle zifâfa girdiğiniz kadınlarınızdan olup himâyenizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı.
Fakat onlarla zifâfa girmediyseniz o hâlde (boşadığınız takdirde kızlarıyla evlenmenizde) size bir günah yoktur. Hem kendi sulbünüzden olan (öz) oğullarınızın hanımları ve iki kız kardeşi (nikâhınız altında) bir arada bulundurmanız da (size haram kılındı)! Ancak artık geçmişte olanlar müstesnâ. Muhakkak ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.” (Nisa, 23)

Yine “iki kız kardeşi birlikte almanız da (size haram kılındı.) Ancak geçmiş olan müstesna.”
İlim adamları icma ile şunu kabul etmişlerdir: Koca hanımını ricat yapma (geri dönmemek, vaz geçmemek) imkanı bulunmayan bir şekilde boşamış olduğu taktirde, hanımının kız kardeşini nikahlayabilir. Bu görüş Ata’dan rivayet edilmiştir. (El Cami'ul-i Ahkam’il Kur'ân)

Tefsirden de anlaşılacağı üzere; enişte esasen kız kardeşin kocası olduğundan ve evlilik müddetince kız kardeş nikah altına alınamayacağından yani nikah düşmediğinden dolayı arada geçici mahremiyet bulunur. Fakat eniştenin yanında bulunulduğu vakitlerde edeb ve hayaya dikkat etmek gereklidir. Eniştenin yanında nasıl durulması gerektiğini ise şu hadis-i şeriften anlıyoruz:

Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
“Esma Bintu Ebu Bekr (ra) üzerinde ince bir elbise olduğu halde Resulullah’ın (asm) huzuruna girmişti. Rasulullah (asm) ondan yönünü ters çevirmiş idi:
“Ey Esma! Kadın hayız yaşına girdi mi ondan sadece şunun şunun dışında hiçbir yerinin görünmesi caiz değildir!” dedi ve yüzü ile ellerini işaret etti. (Ebu Davud)

Abdullah b. Mesiemete'I-Ka'nebi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Mâlik, Ebu'z-Zinat'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hüreyre'-den naklen rivayet etti. Ebû Hüreyre şöyle demiş :

"Bir kadınla halası ve yine bir kadına teyzesi bir nikâh altında toplanamaz." (Sahih Müslim)

Bu hadis-i şeriften de anlaşıldığı üzere bir erkek iki kız kardeşi aynı anda nikahında bulunduramadığı gibi teyze-yeğen ya da hala-yeğeni de aynı zamanda nikahı altında bulunduramaz. Ablanın eşi ile teyze ve halanın eşleri bir kadın için aynı konumdadır. Dolaysıyla enişte için olan ölçüler onlar için de geçerlidir.

Mevzu ile ilgili bir hadise

Hz. Hamza'nın kızı Umâra (ra) kaza umresinden dönüş sırasında uzaktan Allah Rasûlü'nü görmüş peşlerine düşerek arkasından: "Amca amca!" diye seslenerek koşmuş, onu gören Hz. Ali tarafından alınarak Hz. Fatıma'nın hevdecine oturtulmuş ve ona teslim edilmiştir.

Aynî'nin zikrettiğine göre; Medine'ye gelindiğinde Ali (ra), Cafer (ra) ve Zeyd İbn Hâris'den (ra) her biri Umâre'yi yanına almak istemişler ve aralarında paylaşmakta zorlu çekmişlerdir.

Ali (ra): "O benim amcamın kızı, Allah Rasûlü'nün kızı benim nikâhımda. Onu yanına almaya o daha hak sahibi olmalıdır" demiştir. Bu sözüyle Umâra'nın Fâtıma'nın yanında yetişmesinin daha doğru olacağına dikkat çekmiştir.

Ca'fer (ra): "Benim hem amcamın kızı, hem de hanımım onun teyzesi" diyerek kendi bağlarının daha güçlü oluşunu vurgulamıştır.

Zeyd İbn Harise (ra) ise Allah Rasûlü'nün Hz. Hamza ile kardeş ilan ettiği kimsedir. "O benim kardeşimin kızıdır. Ben bakmalıyım" diyerek bunu kardeşine vefasının bir gereği saymış, onun için de ısrar etmiştir.
Allah Rasûlü (asm): "Teyze, anne makamındadır" buyurarak Umâre'yi Ca'fer'e yani teyzesi Esmâ Bint Umeys'in (ra) yanına vermiştir. (Ebu Davud, Talak)

ALKOLLU PARFUM DEODORANT SPREY ROLON KULLANMAK DINEN MAHZURLU MUDUR CAIZ MIDIR? VUCUDUMUZA SUREBILIR MIYIZ?



Alkollü parfüm kullanmak caiz midir?

Alkollü parfüm, deodorant veya kolonya kullanmak caiz midir? Vücudumuza sürebilir miyiz?

CEVAP:

Alkollü parfüm, deodorantların kullanılmasında, vücuda sürülmesinde bir sakınca yoktur. Fakat namaz kılanın, bedeni, elbisesi ve namaz kılacağı yer temiz olması gerekir.

Şu ayetten ise şarap ve emsalinin -ki bunun içine alkol de girer- temiz olmadığını yani necis olduğunu anlıyoruz.

“Ey îmân edenler! Şarab, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları ancak şeytanın işinden bir(er) pisliktir; öyleyse ondan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 90)

Sarhoş edici sıvılar necistir. Zira Cenab-ı Allah, hamrı (şarabı) “rics”, yani pislik ile adlandırmıştır. Rics ise necis şey demektir. Sarhoş edici her sıvının hamr olarak kabul edilmesi, Müslim’in rivayet ettiği şu hadisi şeriften ötürüdür:

“Her sarhoş edici şey hamrdır. Her sarhoş edici şey haramdır” (Müslim)

İslam bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre de şarap necistir. Alkolün de sarhoş edici etkisi olduğuna göre alkol hamr ve haramdır, necistir.

Namaz kılanın bedeninde, elbisesinde ve namaz kılacağı yerdeki necaseti gidermek vaciptir.

Necasetler hakkında mezheplerin görüşleri şöyledir:

Malikî mezhebine göre; Necasetin giderilmesine ilişkin iki meşhur kavil (söz) vardır:

1- “Necaseti gidermek, namazın sahih olabilmesi için şart olduğundan vaciptir.

2-“Necasetin giderilmesi sünnettir.”

Sünnet veya vacip olmasının şartı; namaz kılanın kendisinde necaset olduğunu hatırlaması ve onu gidermeye muktedir olmasıdır. Üzerinde veya kıldığı yerde necaset bulunmasına rağmen namaz kılmış, bu necaseti önceden gidermeyi unutmuş veya gidermekten aciz kalmışsa namazı her iki kavle göre de sahih olur. Ama üzerinde veya kıldığı yerde necaset olduğunu bilip de kasıtlı olarak kılarsa veya haberi yoksa birinci kavle göre namazı batıl, ikinci kavle göre ise sahihtir. Birinci kavle göre namazı batıl olduğu için aynı vakitte veya başka bir zamanda mutlaka yeniden kılması gerekir. İkinci kavle göre de yeniden kılması iyi olur.

Hanefî mezhebine göre; “Necaset-i Galiza” ve “Necaset-i Hafife” olmak üzere iki kısma ayrılır.

Necaset-i Galîza: Pisliği hakkında şer'î bir delil bulunup, aksine başka bir delil bulunmayan necasettir. (Şarap ve emsali buna dâhildir)
Necaset-i Hafîfe: Murdar (pis) olmadığı rivayet edilen şeydir. (Eti yenen hayvanların idrarları gibi)

Necaset-i Galîza şu hususla afva uğrar:
1-Dirhem (şimdiki üç gram ağırlık) miktarı kadar olan necaset-i galîza
2-Tartılabilen yoğun necasetlerden yirmi kırat (dirhemin on altıda biri) kadar olanı
3-İnce necasetlerden de el ayası kadar olanı

Bunu üzerinde taşıyanın namazı sahih fakat tenzihen mekruh (nehyine dair şer'î bir delil olmamakla beraber işlenmesi çirkin görülen iş) olur. Tahrimen mekruh (harama yakın iş) olması söz konusu değildir. Zira bu miktar necasetin muaf sayılması, günah durumunun ortadan kalkmasını gerekli kılar. Evet, dirhem miktarı necaseti gidermek, daha az miktarda olanı gidermekten daha kuvvetlidir. Hanefîlerin meşhur kavline göre tahrimen mekruhtur.

Şafii mezhebine göre; Normal gözün görmediği necaset, necaset-i galiza dahi olsa muaftır. (Yani necasetin olduğundan habersiz olmak)

Hanbeli mezhebine göre ise; Necaset az miktarda ise muaftır. Azlığı, insan baktığında kendi kendine: “Bu azdır” dediği bir miktar olarak tanımlanmıştır. (Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı)

Muhammed Hamdi Yazır bu hususta şöyle demiştir; “İslâm dininde genel olarak sarhoşluk veren şeylerin, sarhoşluk verici olarak kullanılmaları haram; fakat üzüm şarabı aynen ve mutlak olarak haramdır. Ve bunu inkâr eden kâfirdir. Üzüm şarabının ve bundan yapılmış olan sarhoşluk verici şeylerin, bizzat kendisi necistir. Öbürlerinin ise necis olması şüphelidir. Mesela üzerine şarab, şampanya, rakı, konyak dökülmüş olanlar, her halde yıkamadıkça namaz kılamazlar. Fakat üzüm şarabından yapılmış olmayan ispirto, bira ve diğer sarhoşluk verici şeyler içilemezse de elbiseye veya bedene sürülmesi de namaza engel olur diye iddia edilemez.” (Hak Dini Kur’an Dili)

Âlimlerden bazıları necaset bulunduğu halde (ki alkol de necistir) namaz kılmaya cevaz vermişlerse de, elbette takva ekseriyete tabi olmaktır ve ekseriyete bakılınca en doğru olanın gücünün yettiği kadar temiz bir şekilde namaz kılmak olduğu aşikârdır. Gücünün yettiğince haram ve şüpheli şeylerden kaçınmanın ne kadar önemli olduğu da şu hadisten anlaşılıyor;

İbn-i Abbas’tan (ra) rivayetle:

“Her şeyin bir temeli vardır. İmanın temeli haram ve şüpheli şeylerden titizlikle kaçınmaktır…” (Cami’üs-Sağir)

Cuma

TRAVESTILER ESCINSELLER TOVBE EDERLERSE CENNETE GIDERLER MI?




Tövbekar eşcinsel cennete gider mi?

Eşcinsel bir okurunun "Tövbe ettim, cennete gider miyim" sorusuna Vatan yazarı Süleyman Ateş, ne cevap verdi.

Eşcinsellik güdüsü içinde bulunduğunu yazan bir genç, hayatın kendisine zindan olduğunu, bir kez işlediği bu günahın affedilip edilmeyeceğini soruyor ve özetle şöyle diyor: “Kendimden nefret ediyorum. Bu pisliği de yaşadım ne yazık ki. Böyle bir şey yaptığım için içim içimi yiyiyor. Her şeye tövbe ettim. Şimdi beş vakit namazımı kılıyorum. ‘Eşcinseller cennete giremez’ diye duyunca dünyam başıma yıkıldı. Kıldığımız namazlar, tuttuğumuz oruç, haccımız, tövbemiz, korkumuz hep boşa mı gidecek? Dayanılmaz bir hayat içindeyim.

Eşcinseller tövbe edip ibadetlerini yerine getirmeye çalışmalarına rağmen cehenneme mi girecek? Biz yanmak için mi yaratıldık? Bu adaletsizlik olmaz mı? Allah, kâinatın en adil varlığıdır. Çamura batmış eşcinsellerden değilim. Önceden de değildim. Kadınlığa asla özenmedim. Kadına da hiçbir şekilde benzemem. Sınır tanımaz serbest bir düyünceye sahip değilim. Zaten öyle olsam içim içimi yemezdi. Benim tövbem ve Allah’a dönüşüm kabul olacak mı? Yoksa artık ben lanetli bir insan mıyım?”

ALLAH tövbe edenin tövbesini kabul eder. Eşcinseller cennete girmez diye Kur’ân’da bir ifade yok. Arada derece farkı olsa da zina da, eşcinsellik de, hırsızlık da büyük günahtır. Ama hangi günah olursa olsun Allah tövbe edenin günahını siler. Siz nefse uyup duygularınıza yenik düşerek bir veya daha çok günah işlemişsiniz. Şimdi bunlardan pişman olmuşsunuz. Tövbe etmişsiniz. Allah bütün günahları bağışlar, O çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. Sürekli günah işleyen ve günahından hiç dönmeyen, ömrünü günahla kapatan insan lanetli olur. Ama siz öyle değilsiniz ki, yaptığınıza tövbe etmişsiniz. Peygamberimiz, tövbe eden kimsenin, hiç günah işlememiş gibi olduğunu vurgulamıştır. Siz, öyle lanetli falan olduğunuzu düşünmeyin. Allah sizi seviyor, seviyor ki kendisine ibadete yöneltmiş. Namaz kılıyorsunuz, ne mutlu size.

“Bir kez Allah, dese aşk iyle lisan
Dökülür cümle günah misl-i hazan”
Allah diye yalvaran kişinin güz yaprakları gibi tüm günahları dökülür. Boş yere dünyayı kendinize zindan etmeyin. Allah’ı sevin, Allah da sizi sever. Sevmese yaşatmaz ki... O sizi, sizden çok sever. Mutlu olun, hacca gidin, bir daha pisliklere bulaşmamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.

UNLU DANSOZ ORYANTEL SARKICI ASENA'DAN SOK EDICI ACIKLAMALAR : BABASIZ COCUK DOGURMAM!



Babasız çocuk doğurmam
Oryantal şarkıcı Asena, ''Ruh ikizimi arıyorum'' dedi. Önceki gün, bir ayakkabı firmasının tanıtımına katılan Asena, hayatında kimse olmadığını belirterek, şunları söyledi:

"Geçen yıl bir sürü evlilik teklifi aldım ama hiçbirini kabul etmedim. Evlenmeyi düşünmüyorum çünkü sadece işime yoğunlaşmak istiyorum." Çocukları çok sevdiğini ve anne olmak istediğini ifade eden Asena, bu konudaki kararını ise şöyle açıkladı: "Anne olmak istiyorum ama babasız çocuk doğurmam!" Gazetecilerle eski sevgilileri hakkında da sohbet eden ünlü oryantal, şu açıklamaları yaptı: "Romantik ve düşünceli değillerdi, hiç sürpriz yapmazlardı. Yolda dalgın dalgın yürürken bir anda karşıma çıksın ya da yurtdışında gelip beni en önde izlesin, şaşırtsın istedim ama hiçbiri bunu yapmadı. Nato mermerlerdi!"

Çarşamba

RUSLARIN BAS BELASI VOTKA VODKA



Votka, Rusya ile özdeşleşmiş bir içki olarak tanımlanabilir. Bizdeki Rakı’nın Rusya’daki karşılığı bir anlamda. Ancak Rusya’da en ucuz Votka’ya yüzde 50 oranında zam yapılmış olması ülkeyi karıştırdı. Bunun en önemli sebeplerinden birisi olarak gösterilen kavram ise çok ürkütücü: Alkolizm…

Rusya’da insanlar kahvaltılarda bile votka içmeye başlayınca oluşan bu aşırı tüketim hükümet tarafından tehlikeli bulundu. Ruslar pek ayık gezmeyi sevmese de bundan sonra içki içmek için harcayacakları enerjiyi daha pozitif ve yararlı alanlara yönlendirmek zorunda kalacaklar.

Ya da daha fazla para ödeyerek Votka içmeye devam edecekler. Çünkü Rusya başına bela olan Alkolizm sorunu ile mücadelede zorlanmaya başladı. Bu durum Medvedev ve Putin’in dikkatini çekince alkol ürünlerine yüksek zamlar yapılmaya başlandı.

Şahsen alkolü pek sevmiyorum o nedenle bu tür içkilere yapılan zamlar da negatif ya da pozitif ilgimi çekmiyor. Mutlaka ekonomiye bir yansıması vardır fakat en güzeli alkolü Yılbaşı ve benzeri eğlence gecelerine has bir düzeye indirgemek gerekiyor.

Hani “yeri gelince içerim”ci olmak lazım biraz da. Söz konusu zamlar ülkemizde de yüzde 10 civarında kendisini gösterdi. Şarapların en son zamlı fiyatlarla satıldığını duydum. Aynı zam sigaraya da “bakkal”lar tarafından yapıldı bile.

Sonuç olarak tüm dünya ve özelinde Türkiye keyf konusu olan alkol ve sigara gibi türevleri pahalılandırmaya devam ediyor. Bu toplumda bir tasarruf dalgası yaratır mı bilemem ama keyfe konu olan maddelerin zamlanmaya devam edeceği kesin gibi…

2010'a girerken hukumet IMF ile anlasacak mi?



Başbakan yardımcısı Babacan IMF ile ilgili alaşma sinyallerini dün vermişti. Erdoğan’ın yaptığı açıklamada 2 yıllık bir anlaşma imzalanabileceğini açıkladı. AK Parti MYK’da da konu gündeme geldi, IMF ile anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanacağı dile getirildi.

Toplantıda Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin uzun bir süredir IMF’ye kendi şartları konusunda direttiğini söyledi.
Bu nedenle anlaşmanın imzalanmadığını ama gelinen noktada uzlaşıya varıldığını belirtti. Bu uzlaşının da Türkiye’nin şartları doğrultusunda olduğunu vurguladı.

Anlaşmanın büyüklüğü konusunda IMF ile kesin bir mutabakat olmadığı belirtilirken, Türkiye’nin anlaşma çerçevesinde ucuz finansal kaynak elde edeceği vurgulandı.

Toplantıda, anlaşma ile 2010 bütçesinde herhangi bir değişiklik olmayacağının altı çizildi. AK Parti kaynakları IMF ile anlaşmanın ocak ayı içinde imzalanacağı görüşünde.

Nedir bu kozmik oda olayi tanimi resimleri



Bu gün en çok kullanılan, gündemi oluşturan şey kozmik oda oldu. Peki nedir bu kozmik oda diyorsanız buyrun…
Kozmik oda dedikleri şey Türkiye’nin önemli gördüğü kişi ve kurumları için olağan üstü durumlarda neler yapılacağının kayıtlarının bulunduğu, Hemen hemen tüm önemli insanların ne şekilde kimler tarafından korunacağı bilgisine kadar ayrıntıları barındıran, Sadece 4 kişinin normalde girme yetkisi bulunan bir odadır.

Arama yapılan mühürlü kozmik odalar, 17 haneli şifrenin yanı sıra parmak izi ve yüz tanıma yöntemiyle açılıyor. Burada bir savaş durumunda önemli kişilerin nasıl korunacağı planları yer alıyor

Bülent Arınç'a planlanan suikast girişimi, Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki mühürlü kozmik odaların sırrını gün ışığına çıkardı.

İki ayrı baskınla savcılar tarafından aranan kozmik odaların kapısı yüz ve parmak izi tanıyan, 17 haneli şifrelerle açılıyor. Çok sınırlı sayıda personelin girmek için yetkili olduğu odalarda, olası bir savaşta devlet büyüklerinden işadamlarına kadar ülke için önemli olan isimlerin nasıl ve nerede korunacağına dair detaylı planlar yer alıyor.


SAVAŞ ZAMANI PLANLARI SAKLANIYOR
Bu planlar, gayrinizami harp durumunda hangi sivillerle temasa geçileceği, nerelerde ne kadar silah saklandığı, hangi binaların cephanelik olarak kullanılacağı gibi bilgileri içeriyor. Savaş zamanında, işadamlarının, hukukçuların, sivil toplum örgütleri temsilcilerinin de nasıl görevlendirileceği detaylı bir şekilde anlatılıyor.

Daha önce "Olası bir düşman işgaline karşı gayrinizami harp tekniklerini planlamak ve savaş zamanında bunları uygulamak" olan görev tanımı "Psikolojik, siyasi ve ekonomik iç ve dış savaş tehdidine karşı" olarak geliştirildi. Bu kapsamda bölge başkanlıkları da 14'den 22'ye çıkarıldı.


Olası bir savaşta korunacak isimlerin nerelerde saklanacağı, nasıl iletişim kurulacağı, yiyecek ve içecek ihtiyacının nasıl karşılanacağı, hangi güzergâhlardan geçiş yapacağı detaylı bir şekilde planlanıyor.

Bu çalışmalar, değişen şartlara göre sürekli olarak güncelleniyor. Bu güncellemelerin arasında, Bülent Arınç'a suikast iddialarıyla gündeme gelen Çukurambar gibi, yeni yeni gelişmeye başlayan semtlerin de detaylı krokileri bulunuyor.

Bu planlarda gayrinizami harp planlarının yanı sıra, savaş zamanında müttefik ülkelerle yapılacak işbirliğinin detayları da yer alıyor. Sürekli güncellenen gayri nizami harp planlarının olduğu bu odalar, alışılmış şekilde balmumuyla mühürlü değil.


KOZMİK ODA; İLERİ TEKNOLOJİYLE KORUNUYOR
İleri teknolojiyle korunan bu odalar yine sürekli güncellenen şifrelerle, yüz ve parmak izi tanıyan sistemlerle mühürlü tutuluyor.

STK, bir iç ya da dış savaş ihtimaline karşı barış zamanında gayrinizami harp planlarının alt yapısını oluşturmakla görevli bir birim. Gayrinizami bir harpte görev yapacak kişiler sivil halktan da seçiliyor ve eğitim veriliyor. bu kişilerin, kendilerine verilecek görevlerden barış döneminde haberleri yok.

OLASI SAVAŞA HAZIRLIK YAPIYOR
Olası bir savaşta bu siviller düşmana karşı mücadele ediyor, askeri operasyonlara destek veriyor. Teşkilat için seçilen sivil personele, üzerinde Genelkurmay Başkanı'nın imzası bulunan bir kart veriliyor. "Çok gizli" dereceli bu kartlar, ilgili personele imza karşılığı veriliyor ve okunduktan sonra yine imza karşılığı geri alınıyor. Sivil üyelerin hiçbiri birbirini tanımıyor.

AMAÇ, RUS İŞGALİNİ ÖNLEMEKTİ
1970 yılında ABD'nin teklifi üzerine Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kurulan Seferberlik Tetkik Kurulu'nun amacı Rusya'nın muhtemel bir işgalini engellemekti.

Pazartesi

"Chat yaparken yalan söylemek haram mı?"


Müftü: "Yalanın sanalı gerçeği olmaz, günahtır"
Sakarya Müftüsü Sinan Cihan, internette yalan söylemenin neredeyse sıradanlaştığına dikkat çekerek söylenen yalanın gerçek hayattakinden hiçbir farkı olmadığını söyledi. Cihan "Yalan yalandır, sanalı, gerçeği olmaz. Yalan söylemek günahtır ve haramdır." dedi.

Cihan, yaptığı açıklamada, sanal ortamdaki sohbet ve paylaşım sitelerinde insanların çok kolay yalan söyleyebildiklerini, pek önemsenmeyen bu durumun toplum için tehlikeli bir gidiş olduğu uyarısında bulundu.

İnsanların sanal âlemde kendilerini olduğundan farklı tanıtmalarının, yalana başvurmalarının giderek yaygınlaştığını ifade eden Cihan, bir Müslüman'ın ne gerçek, ne de sanal âlemde yalan söylememesinin söz konusu olamayacağını kaydetti. Cihan, dinin yalanı yasakladığını, yalan söylemenin günah ve haram olduğunu vurguladı.

Sanal ortamda yalan söylemenin normal kabul edilip sıradanlaştığının altını çizen Cihan şöyle konuştu: " Bu gün hayatın neredeyse bir parçası haline gelen internetteki sanal ortamda kişiler kendileriyle ilgili gerçek bilgiler yerine yalan söylemeyi, kendilerini olduğundan farklı göstermeye çalışıyorlar. Sanal ortamda sıradanlaşan yalanın gerçek hayata da etkisi görülüyor. Bu çok üzücü bir durum. Ayrıca bazen sanal ortamda söylenen yalanlar sebebiyle gerçek hayatta tanışan kişiler hayal kırıklığına sebep oluyor. Bu durum kavgalara, cinayetlere kadar gidebiliyor. "

"TANIMADIĞIMIZ KİŞİLERDEN HELALLIK ALAMAZSINIZ"
Sanal ortamda söylenen yalanın gerçek hayattaki etki alanından daha geniş olduğunu belirten Cihan, "Belki gün içinde yüz yüze görüşülen birkaç kişiye yalan söylenebilir. Pişman olunursa helallik alınabilir. Ancak sanal ortamda bir tuşla binlerce kişiye ulaşıldığından yalanın etki alanı daha büyük oluyor. Yine sanal âlemde hiç tanımadığımız birçok insanla gün içinde sohbet ediyoruz. Belki bu kişilerin bir çocuğuyla bir daha hiç yazışmıyoruz. Unutup gidiyoruz. Sanal âlemde söylediğimiz yalandan pişman olsak bile bu insanları bulup helallik istemek mümkün değil." ifadelerini kullandı.

Erkeklerin dikkat ettiği 6 nokta!


Siz onların dikkatsiz olduğunu sanıyorsunuz ama söz konusu kadınlar olunca iş değişiyor.
Erkeklerin hep çok dikkatsiz olduğundan yakınılır. Ama ilk izlenim herkes için çok önemlidir. Bu dikkatsiz sanılan erkekler için bile geçerli. Bir erkek bir kadını gördüğü anda altı saniye içinde altı şey dikkatini çeker.

Bunların ilki gülümsemenizdir. İçten mi yoksa zorla mı gülümsüyorsunuz? Ya da gülümsemeniz öğle yemeğinde ne yediğinizi ele mi veriyor?

İkincisi saçınız. Kadınların yegane aksesuarlarından biri olan saçlarının kesimi, tarzı ya da boya tonu erkekleri ilgilendirmez. Onlar sadece saçınızın yumuşak ve güzel kokması ile ilgilenir.

Üçüncüsü ise dekolteniz. Erkekler dekolteye bakar. Erkekler her durumda ne kadar "göstermek" istediğinizi farkedecektir.

Dördüncüsü makyajınız. Eğer çok fazla makyaj yaparsanız, erkekler sizin yüzünüzde bir sorun olduğunu ve bunu saklamaya çalıştığınızı düşünebilir.

Erkeklerin dikkatini çeken beşinci şey ise cildinizdir. Siz cildinizdeki küçük bir sivilceyi dünyanın en büyük sorunu gibi dert edebilirsiniz. Erkekler bunu farketmeyecektir. Ama eğer çok fazla solaryuma girerseniz, bu onu rahatsız edecektir.

Son olarak bir erkek ilk altı saniyede sizin çantanıza bakar. Çok büyük bir çanta taşıyor olmanız erkeklerin sizin bakımınıza çok düşkün ve bütün bakım malzemelerinizi çantanızda taşıdığınızı düşünmenize yol açabilir.

Cennet eşcinsellere kapalı mı?

Kardinal "Eşcinseller cennete gidemez" dedi, İslam ne diyor?
Vatikan’ın eski konsey üyelerinden Kardinal Javier Lozano Barragan, transseksüel ve homoseksüellerin hiçbir zaman cennetin kapısından içeri giremeyeceğini söyledi, başta İtalya olmak üzere birçok ülkede eşcinseller ayağa kalktı. Barragan’ın iddiası insanların homoseksüel doğmadıkları, sonradan oldukları ve dolayısıyla yaradılışlarına aykırı davranarak büyük bir günah işledikleri şeklinde. Eşcinsellik İslamdinince de büyük bir günah olarak kabul ediliyor. Peki Kuran-ı Kerim’de eşcinsellerin cennete girip girmeyeceğine ilişkin bir hükümvarmı? Kimin cennete girip giremeyeceğini din alanında uzmanlaşmış diğer kullar bilebilir mi? İslameşcinselliği yaradılıştan kaynaklanan ve tasvip edilmemesine rağmen affedilebilir bir günah olarakmı görür yoksa eşcinsellere yaradılışlarına aykırı büyük bir günah işledikleri için cennetin kapılarını kapatırmı? Konuyu tartışmaya açtık...
GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com
'Eşcinseller cennete giremez’ diyeni cehennemde bekleyeceğim
Modacı BARBAROS ŞANSAL: EĞER eşcinseller cennete giremeyecekse ben bunu telaffuz eden cahili cehennemin kapısında bekliyor olacağım. Elbette ki “Eşcinseller cennete gidemez” açıklaması ayrımcılığı meşrulaştırır. Yalnız eşcinsellere değil ki.. Tek tanrılı dinler dışındaki herkese yönelik bir ayrımcılığa işaret eder bu açıklama. İnanmak da inanmamak da insan hakkıdır. İnsanları erdemli ve iyi olma yönünde telkin edeceklerine kışkırtma yolunu seçerek bundan fayda sağlamaya çalışan tümdini kurumlara da karşıyım. Vatikan önce bağımsız kalabildiği İtalyan Cumhuriyeti’ne topladığı kiralardan vergi ödemeyi öğrensin. Kendileri zaten İsviçre muhafızlarınca korunuyor. Böylece altın işlemeli, ipek sırmalı eteklikli kıyafetliler, akıllarındaki eksikliği sözlerine de yansıtıyor. Eşcinsel olduğu bilinen divan edebiyatının ünlü yazarları, devlet adamları, insanlığa hizmet etmiş filozoflar ve bilimadamları cehenneme gidiyorsa biz, hepimiz onların yanına gitmek istiyoruz. En azından orada yakıt sorunu yok.
Allah tövbe eden eşcinseli affeder
Eski Diyanet İşleri Başkanı SÜLEYMAN ATEŞ: Kardinal ne derse desin, kendisini ilgilendirir. Bizim dinimize göre durum şudur: İnsan hata yapar, yapabilir, ama Allah affeder. Allah’ın tövbe eden kulunu affedeceği Kuran-ı Kerim’de vurgulanıyor. Eşcinsellik büyük bir günahtır, buna karşın Allah bağışlayıcıdır, bütün günahları bağışlar. Eğer bir eşcinsel son nefesine kadar eşcinsel ilişkilerine devam ederse ne olacağını Allah bilir. Ama tövbe ederse, “O kul eşcinsel affedilmez, bu kul değil affedilir” gibi bir ayrım söz konusu olmaz.
Eşcinsellik yaradılıştan gelir her kul gibi cennete gidebilir
İlahiyatçı İSMAİL NACAR: Cennete gidip gitmemek meselesi tamamen inançla ilgilidir. İslam’ın belirli prensipleri vardır. Hac, zekât, namaz ve oruç gibi. Bu inançlara sahip olanlar Müslüman sayılır. Müslümanların da hataları olur. Bu hesaplaşma da ahirete kalır. Cennete gitmek, cehenneme gitmek dediğim gibi inanca bağlıdır. Bazı şeyler var ki yaradılışta anormallik gibi.. Bu anormallik sonuçta yaradılıştan olduğu için bir günahı yok. Ama ahlakiaçıdan bunu çirkin bir yaşam tarzına dönüştürdüğünüzde günahı var. Bu normal insanlar için de geçerli. Onlar da yanlış bir şey yaptıklarında günahı vardır. Ancak “Eşcinseller cennete gidemez” diye bir şey yok. Eşcinsellik de yaradılış özelliğidir. Onun bir kabahati yoktur. Normal olanlar cennete gider de anormal olan cennete gidemez diye bir kural yoktur. Bunu Papa da söylese Diyanet İşleri Başkanı da söylese doğru değildir. Anormal yaratılmış bir insanın olduğu kadar normal insanın günahları da aynıdır.
Kuran’da ‘eşcinsellik günahtır’ yazmıyor
Lambdaİstanbul Gönüllüsü ÖZGÜR AZAD: Lut suresinde doğrudan eşcinsellik günahtır diye bir şey yok, Lut kavminin birçok sapkın özelliklerinin yanı sıra eşcinsellik de sayılır. Bu da birçok homofobik din aliminin eşcinselliği yasaklama gerekçesidir. Muhsin Hendrix örneği var, İslam’da eşcinselliğin günah olmadığını söyleyen. İslamiyet’te bir sürü şey günah: Gıybet, kul hakkı. Bu günahların hiçbirini işlememiş kaç insan var? Ama konu eşcinsellik olunca çok daha korkunç ve travmatik olarak sunuluyor. Eşcinseller kadar korunmasız ve bel atlı vurulabilecek başka bir grup daha yok..
Kişi cinsiyetini değiştirebilir ama erkekken kadın yaşantısı süremez
Doğuştan gelen bir durumsa Allah öyle vermiştir. Kişi isterse erkeklikten kadınlığa, kadınlıktan erkekliğe dönebilir. Ama tıbben sorunlu olmadan erkek olarak erkeklerle ilişkiye girmek isterse, bu olmaz
İlahiyatçı yazar İHSANELİAÇIK: EŞCİNSELLİK eski İslamikaynaklarda da geçer, bu kişiler İslam yabancısı değildir. Doğuştan gelen bir durumsa, Allah öyle vermiştir. Doğuştan hem kadın hem erkek olunabilir. Böyle yaşamak isterse kişinin kendi bileceği iştir. Ya da kendi iradesiyle kadınlıktan erkekliğe ya da erkeklikten kadınlığa dönme hakkı da vardır. İran’da bile bunun için müracaat edilebiliyor. Ama tıbben çift cinsiyetli olmayan, kadın da olmak istemeden erkek olarak kadın yaşantısı sürmek ister ve erkeklerle ilişkiye girmek isterse olmaz. Bu bir sağlık meselesidir, tedavi meselesi, doğuştan olup olmadığını doktorlara sormak gerekir.Ancak yine de dışlayıcı bir tutum takınmamak, aşağılamamak ve anlamaya çalışmak gerekir. Osmanlı zamanında bile bu vatandaşlar resmi geçit yapıyordu. Kimincennete gidip gitmeyeceği de Allah’ın bileceği iştir.
İslam eşcinselliği reddeder
Prof. Dr. BEYZA BİLGİN: Kuran-ı Kerim’de eşcinsellik kavramı ‘Lutilik’ olarak geçiyor. Hz. Lut, yapılan kötü işlerden vazgeçilmesi gerektiğini söylüyor. Eşcinsellik Kuran’da sapıklık olarak değerlendiriliyor. Eşcinsellik Kuran-ı Kerim’e göre reddedilen bir şey. Cinselliğin ve ilişkilerin farklı cinsler arasında yapılabileceği kabul edilmiştir. Ancak cennete gitmek ya da cehenneme gitmek konusunda bir konu Kuran-ı Kerim’de yeralmamaktadır. Kuran-ıKerim’de bununla ilgili teferruat yoktur. Cennete gitmek ya da gitmemek konusu yalnızca Allah’a bağlıdır. Allah’tan başkası buna karar veremez. Kuran-ı Kerim’de yazılana göre kul hakkı cennete gitme konusunda önemlidir. İnsanın insana veya insanın hayvana yaptığı haksızlıklar bu dünyada telafi edilmediği sürece Allah da o kulları affetmiyor.
Kur’an-ı Kerim bu konuda açık ve nettir, eşcinsellik lanetlenir!
Vakit Gazetesi Yazarı ABDURRAHMAN DİLİPAK: Lut kavmiyle ilgili olarak Kuran-ı Kerim’de anlatılanlar bu konuda açık ve nettir. Yapılan iş “haddi aşmak” olarak tanımlanır ve lanetlenir. Cinsiyet değişikliğiise biyolojikve psikolojik aidiyet açısından, özellikle çift cinsiyetliler için bir tercih imkanı verir. Bunlara İslam toplumunda hünsa denir.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails
 
 
 
 
Copyright © Haber Keyfim